Yahu ne güzel yeni bulmuştum kendisini ama erken kaybetmek zorunda kaldım. Zira beni melankolik yaptı. Mutsuz oldum, kederli oldum, geçimsiz oldum. Bunlardan geçimsiz olanı zaten bende hep var, var olmaya da devam edecek ama diğer ikisi civarımdan geçemeyecek hoşlaşmadığım özellikler.
Peki ben bunu nasıl keşfettim? Uzuuuun şarap içme (hatta bu seansları eve taşıma) döneminde işte bu acayip kılığa büründüğümü gördüm. Tabi bunu şaraba yormadım. Genel olarak yoğunluk, stres, yorgunluk, zamansızlık gibi elimde olmayan durumlardan kaynaklı olabileceğini düşündüm. Ta ki geçen hafta akşam saat 21.30'da Beyoğlu'nun ara sokaklarından gelen kebap kokusunu duyana kadar. Aklıma bir anda rakı içtiğim günlerdeki mutlu ve neşeli zamanlarım geldi. (Mutlu ve neşeliyi ilk defa aynı cümlede kullanıyorum. Çünkü artık aynı anlamlara gelmediğini biliyorum. Heyhat!) Dalıp hemen adanayla bir duble rakımı sipariş ettim. Veeeee budur! Tabi ikinci ve üçüncü duble de geldi ardından; deymeyin keyfime! Hala kendimi daha iyi hissediyorum ve 'tedavi' olduğumu hissediyorum. Her ne kadar Barselona dönüşü dayanamayıp kendime yeni bir Rioja almış olsam da artık şaraplı günler yok. Ya da artık rakısız günler yok. Evet evet bu daha iyi oldu, ikisini de içersem normal bir insan olabilirim...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder